Examples of using Cebimdeki in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Işlem gücü var Cebimdeki telefonda bunun bir milyon katı ama hiçbir şey yapmadan yerinde duruyor.
Ama giyilebilirliği düşünürsek, Cebimdeki şeyi atma olayını sevdim Evet!- Evet! Beni al?
Ama giyilebilirliği düşünürsek, Cebimdeki şeyi atma olayını sevdim Evet!- Evet! Beni al.
Cebimdeki son parayı tek yönlü bilete harcamışken… bana inançla iyileşmekten mi bahsediyorsun?
Cebimdeki son parayı buraya gelebilmek için tek yönlü uçak biletine harcamışken… bana inançla iyileşmekten mi bahsediyorsun?
Eğer öyleyse, gerçekten senin yaşadığın yere gelmeliyim, cebimdeki parayla her şeyi alabilirim.
Eğer öyleyse, gerçekten senin yaşadığın yere gelmeliyim,… cebimdeki parayla her şeyi alabilirim.
Cebimdeki viski şişesi değil.
Sol cebimdeki kimliğimden kontrol edebilirsiniz.
Şarapnel cebimdeki saate gelmiş.
Cebimdeki delikler bana babamın mirası.
Bu cebimdeki de neymiş?
Cebimdeki şey yakıyor resmen.
Arka cebimdeki bir flash diskte.
Sanırım cebimdeki diploma onu gösteriyor.
Cebimdeki hukuk diploması da bunu doğruluyor.
Cebimdeki rozet kimindi o zaman?
O evlatlık çocuk benim cebimdeki para!
Arka cebimdeki şu meret de nesi?