Examples of using Cipsi in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bence cipsi bırak Ange. Sen kıskanıyorsun.
Bence cipsi bırak Ange. Sen kıskanıyorsun.
Ben gidip cipsi getireyim, sonra da arabalar hakkında konuşuruz. Harika.
Suzi, cipsi verir misin?
Cipsi bana ver.
Cipsi iki kere sosa batırdın.
Cipsi sosa batırdın,
Gelirken biraz soğan cipsi de getir.
Hey, Bessie teyzen henüz sana o cipsi ikram etmedi, değil mi?
Ver şu cipsi.
biraz sakeyle mısır cipsi alın.
Teşekkür ederim ama cipsi hiç sevmem.
biraz barbekü cipsi al.
Çünkü gözyaşlarım, en sevdiğim sinemanın peynirli cipsi gibi kokuyor.
Bak, şimdi patates cipsi alabilirsin ya da eğer 10 dakika beklersen bütün beyinleri alabilirsin. Ben açım.
Biliyor musun, ben ve Semi, ellerimiz yeterince küçükken… bu nakinelerin içine uzanır, olukta sıkışan cipsi yakalardık.
peynir ve soğan cipsi reklamı için kayıtlar var.
Çoğunuz biliyordur, Patates Cipsi Sandalyesi böyle bir durumdan kaynaklanıyor.
olukta sıkışan cipsi yakalardık.
Sen o cipsi alınca, geriye cipssiz, bir ısırık sandviç kalacak.