Examples of using Daktiloya in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
tavan arasına kilitledi. Daktiloya notu koydu. Partide, tavana ipi astı.
Artık egemen deyim'' tümü daktiloya sahip yarım düzine maymunun British Museumdaki tüm kitapları birkaç sonsuzluk zaman diliminde yazabilecekleriydi.
Kağıdı alır, daktiloya yerleştirir, ve kağıdı aşağıya kaydırır
Alan, kendisini hiçbir zaman kaçamayacağı korkusuna sahip o kuruntusal duruma sokmasına izin veremeyeceğini fark eder ve daktiloya geri dönerek yeni hikâyesi Geri Dönüş( Return) ü yazmaya başlar.
Daktilon var mı?
Daktilonuz yok mu?
Sasha Demidovun daktilosu kendiliğinden açıldı.
Daktilonun öbür tarafındakinin kim olduğunu bilmiyoruz.
Daktilosu olduğunu fark ettim.
Sizin daktilonuzu kullanabilir miyim?
Daktilomu da yanımızda götürsek iyi olur diye düşünüyorum.
Çoğunlukla daktilosunu kullanmama izin verir.
Daktilonu hala alamadın mı?
O bana daktilosunu kullanmama izin verdi.
Yardımcısının da daktilosu tıkırdamayı hiç bırakmadı.
Dedenin daktilosu değil.
Umarım daktilon tamir olur.
İşte daktilon, diktafonun, hesap makinen.
Senin daktilon var.
Daktilosunu al ve pijamalarını unut.