DIKKATLICE in English translation

carefully
dikkatli
iyi
özenle
dikkatle dinle
closely
yakından
dikkatli
iyi
sıkı
yakinen
cautiously
dikkatli
ihtiyatlı
ihtiyatlı bir şekilde
tedbirlice
tedbirli bir şekilde
temkinli
attentively
dikkatlice
bir dikkatle
with caution
dikkatli
temkinli
tedbirli
ihtiyatlı
discreetly
gizlice
ihtiyatlı bir şekilde
tedbirli bir şekilde
dikkatlice
çaktırmadan
sessizce
sağduyulu bir şekilde
delicately
nazik
kibarca
incelikle
dikkatlice
özenle
hassas bir şekilde
intently
dikkatle

Examples of using Dikkatlice in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ve daima dikkatlice. Yavaşça. Yavaşça.
Slowly. Slowly. And always with caution.
Nestved Hastenesinin 10 dakika içinde etrafı dikkatlice sarılacak.
Næstved Hospital will be discreetly surrounded in 1 0 minutes.
Ama gelseydi… bu askerin yüzüne daha dikkatlice bakardı.
He would have looked more closely upon the soldier's face. But if he had.
Ve küçük bir kuş bana dedi ki… Bunu dikkatlice nasıl söyleyebilirim?
How should I put this delicately? And a little bird has told me?
Isabelle sağımda dikkatlice dinleyerek oturuyor.
Isabelle sits on my right, listening intently.
Tom dikkatlice duvardaki deliğe elini soktu.
Tom cautiously stuck his hand into the hole in the wall.
Sadece dikkatlice dinle ve arasıra başını salla.
Just listen attentively, nod occasionally.
Dikkatlice yaklaşmaya devam edin.
Approach with caution.
Kıpırdama. Holly, beni dikkatlice dinle.
Stay put. Holly, you will need to listen closely.
İyi bir kahya kulak misafiri olmaz dikkatlice kulak verir.
A good butler does not eavesdrop he discreetly overhears.
Çok dikkatlice oynuyorsun ve diğer yönde deliriyorsun.
You always play too cautiously and you go crazy in the other direction.
Sadece dikkatlice dinle ve arasıra başını salla.
And if you must speak, nod occasionally, Just listen attentively.
Mass SWAT, dikkatlice hareket edin.
Mass SWAT, proceed with caution.
Kıpırdama. Holly, beni dikkatlice dinle.
Holly, you will need to listen closely. Stay put.
Sonunda, dikkatlice geri saymaya başladılar.
At last, they began to count down cautiously.
Çocuklar dikkatlice dinliyorlar.
The children are listening attentively.
En yakın çıkışa dikkatlice ilerleyin.
Proceed with caution to the nearest exit.
Ne kadar zamanım kaldı bilmiyorum bu yüzden dikkatlice dinle.
I don't know how much time I have left, so listen closely.
Gezginler dikkatlice TARDISe doğru gidiyorlar.
The travellers cautiously head towards the TARDIS.
Lütfen en yakın çıkış kapısına dikkatlice ilerleyin.
Please proceed with caution to the nearest exit.
Results: 2199, Time: 0.0336

Top dictionary queries

Turkish - English