Examples of using Dikmek in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Mezar taşı yerine ağaç dikmek eski adetlerdendir, Dean.
Çorap yamayabilir… Dikmek demek, mesela söküğü.
Bir şeyler dikmek.
Dikmek için.
Elbise dikmek, evimize gelmek için bir bahane sadece.
Çiçek dikmek peyzajcının işi,
Dikmek demek, mesela sökügü.
Ben bir pilottum, Aeryn. Bir şeyler dikmek.
Bu elbiseyi dikmek, Mary Beth için yapacağım son şey.
Sebze toplamak, odun kesmek, elbise dikmek. Neyin var?
Rahim ağzını dikmek zorunda kaldım.
Bahçeye ağaç dikmek zorundayım.
Dikmek için. Bu birşey değil.
Bilinen şeyler, ağaç dikmek, okyanusu temizlemek… ormanlar için ile mücadele gibi.
elbise dikmek. Neyin var?
Gözlerime düğmeleri dikmek zorunda mısın?
Ölü insanları bir araya toplayıp sonra onları dikmek ve ellerine bıçak vermek.
Bekle, böylece- yapabilirsiniz geriparmaklarını dikmek?
Geliş tarihimi işaretle, bir ağaç dikmek gibi.
Bu kadar çok kumaşı birbirine dikmek ne işe yarayacak?