DIZ in English translation

knee
dizini
diz
dizler
dizinle
dizinin üstüne çök
kneel
diz çök
önünde diz
diz çöker misin
önünde eğil
önünde eğilin
çökmeyeceğim çök
dizlerinin
diz
touretteim
bow
pruva
fiyonk
baş
rüku
reverans
ok
yayı
yay
eğil
selam
kneecaps
diz kapağı
dizkapağı
dizim
knees
dizini
diz
dizler
dizinle
dizinin üstüne çök
kneeling
diz çök
önünde diz
diz çöker misin
önünde eğil
önünde eğilin
çökmeyeceğim çök
dizlerinin
kneels
diz çök
önünde diz
diz çöker misin
önünde eğil
önünde eğilin
çökmeyeceğim çök
dizlerinin
knelt
diz çök
önünde diz
diz çöker misin
önünde eğil
önünde eğilin
çökmeyeceğim çök
dizlerinin

Examples of using Diz in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kimin için çalıştığın ya da günde kaç diz kırdığın umurumda değil.
I don't care who you work for or how many kneecaps you break every week.
Tamam, ön sıra diz çökeçek.
Front row kneels. Ok.
Tom diz çöküyor.
Tom is kneeling.
Diz çökün serseriler! Bence, onu çukura atalım!
Kneel, rapscallion! I say to the pit with him!
Yeni hükümdara diz çökün.
Bow down to your new ruler.
Tamam, ön sıra diz çökeçek.
Ok. Front row kneels.
Kendi zamanında, güneydeki… tefecilerin hepsinden daha fazla diz kırmıştır.
Broke more kneecaps in his day.
Mary diz çöküyor.
Mary is kneeling.
Rocky Creekliler, Diz Harrisonı hatırlıyor musunuz?
Rocky creek, you remember diz harrison?
Diz çökün serseriler! Bence, onu çukura atalım!
I say to the pit with him!- Kneel, rapscallions!
Şimdi sesin efendisi karşısında diz çökün!
Now bow down before the master of sound!
Sanki yatağımın yanında diz çöküyor.
Like he was kneeling next to my bed.
Gil ve Diz aynı kişi.
Gil and Diz are the same guy.
Diz çökün serseriler! Bence, onu çukura atalım!
Kneel, rapscallions! I say to the pit with him!
Böyle bir güzellik karşısında diz çökmen gerekir.
One must bow down before beauty.
Kanın yönüne bakarsak bıçaklandığında gardıropun önünde diz çöküyormuş.
Based on the blood trajectory, she was kneeling in front of the wardrobe when she was stabbed.
Duke yapabilir. Sen Diz değilsin ve kesinlikle Duketa değilsin.
You ain't Diz and you sure as hell ain't Duke. Duke can.
Onların patronu, gerçek krala diz çökerken görmelerini istiyorum.
I want them to see the jefe kneel down to the real king.
Şimdi özür dile ve diz çök.
Now apologize and bow down to me.
Kanın yönüne bakarsak… bıçaklandığında gardıropun önünde… diz çöküyormuş.
She was kneeling in front of the wardrobe based on the blood trajectory.
Results: 765, Time: 0.0374

Top dictionary queries

Turkish - English