Examples of using Dolaba in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İçeri girdi, doğruca dolaba gitti.
Önce bluzunu çıkar ve sonra dolaba doğru yürü.
O yüzden mi onu dolaba kilitliyorsun?
Sana fıstık ezmesini, dolaba koymamanı söylemedim mi?
Janice dolaba yiyecek koydu mu?
Dolaba gir. Hayır!
On beş aylık bir çocuk en sevdiği kurabiyeyi almak için dolaba girer.
Şişeyi su ile doldur ve dolaba geri koy.
Biliyor musun, bazen telefonumu dolaba koyuyorum.
Dolaba bakın.
Şu dolaba bak, olur mu?
Ne zaman kıskanç çocuklar beni dolaba tıksa ödülüme uzun uzun bakardım.
Elbette. Şunları içeri al ve dolaba koy.
Dinle okuyorum. Büyükanne Hubbard dolaba kadar gitti.
Şu dolaba bak, olur mu?
Bir süre dolaba koyalim.
Şimdi nerede? Dolaba bir bak.
Sorun değil, dolaba koyayım biraz.
Teşekkür ederim. Dolaba koy hepsini.
Bugün dolaba baktın mı?