Examples of using Dubline in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tahıllarla kasabaya inip oradan da trenle Dubline gideceğim.
Bir sürpriz yapıp 29 Şubatta Dubline götürdü.
Bana 500 avro da versen seni Dubline götürmem.
Pekala, beni 500 avroya Dubline götürecek başka biri?
Jack Charlton Dünya Kupasını kazanmışlar gibi Dubline doğru yola çıktı.
Oakie'' beni Dubline davet etti, Bir Aer Lingus uçağına atladım,
Ben de ona mektup yazdım, Dubline gideceğimi yazın döneceğimi ve o zamana dek iyileşeceğini umduğumu söyledim.
Orada aileniz varmış, değil mi? Dubline transfer için başvurmuşsunuz çünkü.
Eily Bergin daha yeni Dubline gelmişti ve gemisinin dört saat daha yol almadığını yeni fark etmişti.
Pekâlâ, şimdi yola koyulursak Martini Dubline bırakabilir ve saat 21.00da güneşli Güney Doğuda oluruz.
Evet, eğer Bay Barry özür diler ve Dubline giderse… bu meseleyi onurlu biçimde halledilmiş kabul edeceğim.
Evet, eğer Bay Barry özür diler ve Dubline giderse… bu meseleyi onurlu biçimde halledilmiş kabul edeceğim.
Ün: Romanlar ve tiyatro ===Beckett 1945 yılında kısa süreliğine Dubline döndü.
işbirliğini kabul et, ve haftasonuna kadar Dubline, evine doğru yola çıkarsın.
henüz üç yaşındayken Dubline taşındı.
Dublin Havalimanı( İrlandaca: Aerfort Bhaile Átha Cliath)( IATA: DUB, ICAO: EIDW) İrlandanın başkenti Dubline hizmet vermekte olan uluslararası havalimanı.
İrlandaya vali olarak atanır, 1633 yılı Temmuz ayında Dubline geçer.
henüz üç yaşındayken Dubline taşındı.
Sarkozy, Birliğin genişlemesini daha verimli hale getirecek kritik kurumsal reformlar öngören belgenin İrlanda tarafından reddedilmesinin ardında yatan nedenleri ilk elden öğrenmek üzere 11 Temmuzda Dubline gidecek.
gülünç bir geleneğe dayanarak… Dubline doğru gidiyor.