Examples of using Eflatun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bir daha.- Kırmızı ve eflatun ve.
Eflatun. Belki biraz daha açık.
Bence tüm bu zaman boyunca Eflatun Adamla savaşıyordun.
Resepsiyon masasında eflatun bir orkide var.
Galiba cadıydı. Eldivenler, eflatun gözler.
Eflatun, cam şişeler.
Speizakın yeni filmi. Peki ya… Eflatun Ekmek?
Eflatun yazlık elbiseli.
Belki biraz daha açık.- Eflatun.
desenli eflatun filan da yok.
Belki biraz daha açık.- Eflatun.
Eflatun Adam.
Eflatun Felsefesinin Keşfi.
Etrafı eflatun ve gökyüzü mavisine boyadım, konuştuğumuz gibi.
Sana şöyle anlatayım: Hiç Eflatun, Aristo, Sokrates isimlerini duydun mu?
Eflatun elbise giyen bir kadın mı?
Eflatun harika oldu Emma.
Eflatun. Eflatunun seni savunmasını istemez misin?
Ve eflatun, ve leylak.
Eflatun boncuklar.- Ne?