EKMEK in English translation

bread
ekmek
rızkımızı
toast
tost
kadeh
ekmek
şerefe
kızarmış ekmek
şerefine kadeh kaldıralım
konuşma
içelim
loaf
ekmek
bir somun
aylaklık
roll
rulo
ekmek
and roll
bir makara
yuvarlan
sar
döndür
dürüm
başlat
at
plant
bitki
santral
fabrika
tesis
çiçek
bitkisel
dikmek
yerleştir
bun
çörek
ekmek
topuz
mercimeği
buns
çörek
kurabiye
ekmeği
kalçalar
topuzlara
somunlar
kıçını
poğaça
poposunu
breads
ekmek
rızkımızı
loaves
ekmek
bir somun
aylaklık
rolls
rulo
ekmek
and roll
bir makara
yuvarlan
sar
döndür
dürüm
başlat
at
planting
bitki
santral
fabrika
tesis
çiçek
bitkisel
dikmek
yerleştir

Examples of using Ekmek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Suni ekmek. Suni burger.
Artificial burger. Artificial bun.
Zeytinli ekmek ve jambon dilimi.
Olive loaf and ham spread.
Ekmek darbeyi yumuşatır sanmıştım.
I thought the buns would soften the blow.
Yalnızca beş ekmek ve iki balığımız var.
We have only five loaves and two fishes.
Pilav, yumurtalı ekmek ve sığır eriştesi aldım.
I got fried rice, egg rolls and beef chow mein.
İki ekmek ver.
Give me 2 breads.
Yumurtalı ekmek?
Egg roll.
Suni ekmek. Suni burger.
Artificial bun. Artificial burger.
Ekmek kırıntısı yemek gibi.
It's like eating a loaf of crumbs.
Biraz daha ekmek alabilirsin?
Could you grab some more buns,?
İsanın ekmek ve balıklar yarattığını biliyor musun?
Remember Jesus creating the loaves and the fishes?
Marie birkaç ekmek satın aldı.
Marie bought several breads.
Bana ekmek mi atıyorsun?
Have you been throwing rolls at me?
Eğer bir şeyler ekmek istiyorsanız, bizi takip eden ölü bir adam var!
There's a dead guy following us. If you wanna plant something!
Ekmek nerede?
Where's the bun?
Bana bir ekmek uzatır mısın?
Would you pass me a roll,?
Tatlı ekmek deniyor.
It's called a dessert loaf.
Buharda pişmiş ekmek.
Steamed buns.
Domates ekmek için kredi istiyorum deseydim, siz de.
I want a loan for planting tomatoes, and you go.
Binlerce kişinin önünde ekmek ve balığı çoğalttınız.
And multiplied the loaves and fishes. In the presence of thousands.
Results: 6021, Time: 0.0423

Top dictionary queries

Turkish - English