ENGELLEDIN in English translation

you interfered
karışmasına
burnunu sokuyorsun
karışacak
müdahale etmenize
müdahale edersiniz
karışıyorsun
bölersen
you blocked
engelliyorsun
blokla
kapatın
ÖĞRENECEKSIN
bloke
stopped
kesin
engel
durak
yeter
artık
son
dur
kes
bırak
durun
prevented
engel
önlemek
önleyecek
engelleyen
engelliyor
önler
alıkoymasın
mani

Examples of using Engelledin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bugünün, bir kan banyosuna dönmesini engelledin, buna saygı duyuyorum.
You kept today from turning into a bloodbath, and I respect that.
Gözümü morartmalar, bıçaklamalar falan filan sonra sen onları engelledin, hatırlıyor musun bunu?
Black eye, stabbing… And then you intervened, remember?
İki hafta içinde iki tane cinayetin olmasını engelledin.
You stopped two attempted murders in two weeks.
Balıkçı Kralın geri dönmesini engelledin.
You stopped the Fisher King from returning.
Çünkü kaptanın beni öldürmesini engelledin.
Because you stopped the captain from killing me.
Bütün hayatım boyunca beni engelledin!
You have undermined me my whole life!
Ama onların planlarını engelledin.
But you foiled their plan.
Onu nasıl engelledin?
Daha yeni Porterların bizim yaşadığımız korkunç kaderi yaşamalarını engelledin.
You just stopped the Porters from suffering the same horrible fate that we did.
Benim, İngiltereyi işgal etmemi engelledin.
You stopped me from invading England.
Kendimi kaybetmeme sen engelledin.
You stopped me from losing myself.
Onların kahraman olmalarını engelledin.
You stopped them from becoming heroes.
Bilmek istiyorum. Neden benim asansöre binmemi engelledin?
I have to know, why did you keep me from getting on the elevator?
Neden Fotoğrafımı engelledin?
Why stopping me taking photo?
Peki o zaman neden ajandamda o günü kalıcı olarak engelledin?
Then why did you leave it permanently blocked off on my calendar?
Ve genç bir adamın hayatını mahvetmesini engelledin.
And kept a young man from ruining his life.
Bu kimsenin işine yaramaz çünkü beni engelledin.
The one I was doing didn't work because you interrupted me.
Denedim. Ama sen beni engelledin.
I tried, but you wouldn't let me.
Küçük adamların şarkı söylemesini engelledin.
You stopped the tiny men from singing.
Ve sen onu engelledin.
And you stonewalled her.
Results: 99, Time: 0.0406

Top dictionary queries

Turkish - English