Examples of using Ense in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ense kılını sorgulamak haddim değil ama üzerinde fazla vakit harcama.
Ense ve arkanın üst kısmı siyahtır
Göğüs, alın ve ense kestane rengi olup siyah bir göz maskesi vardır.
Taç ve ense gridir ve, siyah bir göz çizgisi
kestane rengi ense ve kanat panelleri vardır.
Ense ve çeneye gelen darbenin karotid sinüste yarattığı gerilim kalp krizine yol açmış.
Zaman mı? Ben onu Ursulanın cayır cayır nefesi ense kıllarımı yaktığı anda unuttum.
Onu ensesinden bıçakladı.
Onun ensesini nasıI Drakula gibi öptüğünü gördüm.
Ensesi kızıldır fakat yakalanmadan bunun görülmesi zordur.
Çelik enseme dokundugunda….
Ensesi olmadan Titan ölecektir.
Bunun gibi bir ensen olsa daha ne.
Kaplanın ensesine yerleştirilmiş bir alıcı bulduk.
Ensesinde ve omzunda çürükler var.
Ensesi en kalın adam sensin Gaston.
Erkek kardeşimi ensesinden tutup kafasını kayaya vurdular.
Ensesinde'' Siyah Giyen Adamlar'' kayak takımının soluması olan benim.
Kişinin ensesi tehlikede olsa bile bazı sınırları vardır.
Birinin bu şehri ensesinden tutup sertçe sarsması gerekiyor.