ERITECEK in English translation

will melt
eritecek
to dissolve
eritecek
dağıtmayı
eritmeye
çözme
çözünmeye
feshetme
çözülmesini
çözülmeye
will thaw
eritecektir

Examples of using Eritecek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bir Nazinin yüzünü eritecek bir vücuttu.
This is a body that would melt a Nazi's face.
Bir babanın kalbini eritecek şey.
Just the thing to melt a father's heart.
Son planım kutuplardaki buz kitlelerini eritecek ve dünyayı güneşin zararlı ışınlarıyla yakacak!
My latest plan will melt the polar icecaps, and burn all the world with the sun's harmful rays!
iyi bir fikir değil ama defterini eritecek daha iyi bir yöntem biliyorsan, seni dinliyorum.
in a middle school, but if you can think of a better way to dissolve notebooks, I'm all ears.
Kadının satın alma kayıtlarını inceledik ve bir cesedi eritecek kadar malzeme almadığını gördük.
We checked out her purchasing records, and she didn't buy enough of the stuff to dissolve a body.
Küresel ısınma 80 yıl içinde kutuplardaki buzulları eritecek… ve yaşanabilir alanların% 90ını su altında bırakacak.
Global warming will melt the polar ice caps within 80 years, flooding 90% of all habitable areas on Earth.
Küresel ısınma 80 yıl içinde kutup buzullarını eritecek, Dünya üzerindeki yaşanabilir alanların% 90ını su altında kalacak.
Global warming will melt the polar ice caps within 80 years, flooding 90% of all habitable areas on Earth.
Sıcak gezegen Mars, Kaptan Ishaanın Dünyayı tuttuğu kıskacı eritecek. Aman Tanrım!
Scorching hot Mars will melt captain lshaan's firm grip on Earth. Goodness!
Eritecek başka takı bekleme çünkü bana tek verdiğin,… Walmart tan alınmışa benzeyen o şeydi.
You can't be sniffing around for more jewelry to melt, because all you ever gave me was that smallmart-looking thing.
Lazımlıkları eritecek vaktim yok.
I haven't got time to melt the pots.
Isı eninde sonunda gözü eritecek.
Eventually the heat will melt the iris.
Bir buzu eritecek kadar sıcak.
Hot enough to melt ice.
Bu mu? Beyninizi eritecek!
It will melt your brain!
Fasulyelerin ısısı peyniri eritecek zaten.
The-The heat of the beans will melt the cheese anyway.
Beyninizi eritecek! Bu mu?
It will melt your brain! This?
Ah. Bu bok yüzünü eritecek.
Ah. This shit will melt your face off.
Ah. Bu bok yüzünü eritecek.
This shit will melt your face off. Ah.
Yüzünü eritecek kadar radyosyona maruz kalırsın.
Exposing you to enough radiation to melt your face off.
Ona yaptığım iğne implantını eritecek.
The injection I gave her will dissolve her implant.
Bu gülümseme diğer insanların kalplerini eritecek.
That will be able to melt other people's hearts.
Results: 8296, Time: 0.0339

Top dictionary queries

Turkish - English