FARA in English translation

fara
faranın
headlights
far
farı
ışığı

Examples of using Fara in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çünkü ya öldürüldü ve atıldı Fara ya da hayatta ve kimsenin onu bulamaycağı bir yerde.
Because either she's dead and dumped, Fara, or alive and no one will ever find her.
Fara, Majid Javadinin Teşkilat muhbiri olduğunu bilen bu binadaki birkaç kişiden birisin.
Fara, you're one of the few people in this building who knows that Majid Javadi's an Agency asset.
Peki biliyorsun, yarış arabalarının fara ihtiyacı yoktur, çünkü yol zaten aydınlatılır.
Well, you know, racecars don't need headlights, because the track is always lit.
Sürekli fara bakan tavşan gibisin, kötü bir şeyler olmasını bekliyorsun.
Like you're waiting for something terrible to happen. You always look like a deer in headlights.
Sürekli fara bakan tavşan gibisin, kötü bir şeyler olmasını bekliyorsun.
You always look like a deer in headlights, like you're waiting for something terrible to happen.
Şu farlara şu çizgilere bak.
Look at the* stones and the headlights.
Yaşlı göğüs farlarını tuzluyorum da.
Slamming the old chest headlights with some saline.
Ne kadar sürersek, far ýţýklarýyla, bir araba dolusu sahip olduklarýmýzla.
Further away it drove us, but together headlights shine, a car full of belongings.
Yüksek yoğunluklu halojen farlarımı denedikten sonra gelip hiçbir şey yapmamanı izlerim.
I will come watch you do nothing after I try out… my new high-intensity halogen headlights.
Farlarını gördüm.
I saw headlights.
Hey farlara bakın.
Hey, we got headlights.
Ayrıca, farlar kapalıymış, Bu olay gündüz olmuş olmalı.
Plus, the headlights were off, so this must have happened during the day.
Farlarımı durmadan açık bırakan bir gerizekalıya benziyor.
It looks like an idiot who keeps leaving my headlights on.
Farların evine dönen birine ait olabileceğini düşünmedin mi?
Didn't you think the headlights were someone coming home or something?
Üst üste konmuş farlarla çok güzel bir tasarımı var.
Beautiful styling with these stacked headlights.
Ne, farlardan otomatik silah mı çıkıyor?
What, do machine guns come out of the headlights?
Farlara ateş açın!- Farlar!.
Shoot the headlights. The lights!
Farların evine dönen birine ait olabileceğini düşünmedin mi?
Someone coming home or something? Didn't you think the headlights were?
Farları ilk gördüğümde saat 3:00dü.
Was at 03:00. The first time I saw the headlights.
İki dandik far ve'' annem yaşlı bir kadın.
Two lousy headlights, and then,"my mother is an old lady.
Results: 53, Time: 0.0336

Top dictionary queries

Turkish - English