Examples of using Fare in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Takadanın cesedinde üç fare ısırığı buldum.
Gemiyi ilk fareler terk edermiş ve babamın dünyası fare doluymuş.
Altı ay sonra, bu fare kafesinden çıkmaya hazırım.
Salata hazırlama alanının yanında fare pisliği var!
Ve biliyorum, koyunlar fare tekerliğinde koşmaz.
Nötr mü, değil mi? Fare, insan.
Fahişe ya da fare aramıyordum!
Kedi gibi kulaklarım ve fare gibi gözlerim vardır.
Küçük ve adliyeye yakın istedin. Fare sorunu mu?
Küçük ve adliyeye yakın istedin. Fare sorunu mu?
Bir insan neden fare olmak ister?
Bilirsin, kaptan… Kedi fare oyunu hiç de akıllıca değildir.
Fare için değil.
Büyük Kötü Fare! Nereye gidiyorlar?
Büyük Kötü Fare! Nereye gidiyorlar?
Bayanlar baylar, fare orguyla karşınızda.
Bu fare koruyucu.
Sadece içinde fare olan bir çörek kutusu.
Fare ameliyattan sonra yaşayamayacak.
Fare çuvalı mı?