Examples of using Fastan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Onu Fastan hareket eden bir gemide bulduğumuzu sanıyoruz.
Bunlar Tunustan, Fastan geliyor. Biz Almanlar da oralara tatile gidiyoruz.
Ayrıca Fastan bilhassa ithal ettiğim bir parfüm var.
Suriyeden, Mısırdan, Lübnandan Tunustan, Fastan, Yemenden.
Sofieyi zehirleyen mantarlar, Fastan gelmiş.
Orada saat 9 gibi olursan-- Haşhaş Fastan, iyi maldır.
En iyi kostümleri Hindistandan, Fastan bulabilirim.
En iyi kostümleri Hindistandan, Fastan bulabilirim.
Sana söylüyorum, Fastan çıkamazlar.
AB liderleri, Fransa ve Almanyanın bloğun Fastan Türkiyeye kadar uzanan güney komşularıyla olan işbirliği ilerletme amaçlı bir Akdeniz Birliği yaratma amaçlı ortak önerisini Perşembe günü kabul ettiler.
Bu tür, göçmendir, İrana Fastan Kuzey Afrikanın karşısında dar bir kuşakta doğu yönünde kışı geçirirler.
birlikte savaşan… Fastan, Cezayirden, Tunustan ve Senegalden getirilen sömürü birlikleri… ve Kamboçyalılar, Laoslular ve anti-komünist Vietnamlılar yer alıyordu.
Fransız muvazzaf askerleri, Avrupalı paralı askerler ile birlikte savaşan… Fastan, Cezayirden, Tunustan
Fransız muvazzaf askerleri, Avrupalı paralı askerler ile birlikte savaşan… Fastan, Cezayirden, Tunustan
Paralı askerler ve ekipmanlar vaadiyle Fastan geri dönmesini emretti.
Fastan daha yeni döndüm, yarın tekrar uçacağım,
1967deki Altı Gün Savaşından sonra, Fastan ayrılıp çoğunlukla Caracasa yerleşen Sefaradlar tarafından gerçekleşti.
Kuzey Afrika Berberleri( Fastan Libyaya), Yeni Yılı geleneksel olarak Jülyen takvimine çok yakın olan'' Berberi takvimi'' nde kutlamaktadır.
Onlar Fastan ayrılırken, Sovyetler Birliği ilk defa uzaya insan çıkardı, Yuri Gagarin.
Uyuşturucular, Fastan gelen zeytinyağı tenekeleri arasında üzerinde… Kolombiyalı bir kartele ait filigran olan paketler halinde geldiği öğrenildi.