Examples of using Felluce in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
FELLUCE KASIM 2004 Artık Bağdatın batısındaki Felluce şehrini o yönetiyordu.
Fellucedeki babası oğlunun zil sesini duysun diye açık tutuyorum.
Fellucedeydim, oranın San Diegosu sayılır.
Bu onun Fellucedeki takımı ve bu da eve hoş geldin partisi.
Görünüşe göre Fellucede, bir konvoy dolusu… isyancıya karşı tek başına savaşmış.
Fellucedeki polis ekibinden bir yüzbaşı ile görüşmüş.
Fellucedeki askerler, bugün bir çok yönden kaotik şehrin içine girdi.
Gerçekten. Sarahın öldüğü gün Fellucede bir çocuk öldürdüm.
Gerçekten. Sarahın öldüğü gün Fellucede bir çocuk öldürdüm.
Evet. Sarahın öldüğü gün Fellucede bir çocuk öldürmüştüm.
Evet. Sarahın öldüğü gün Fellucede bir çocuk öldürmüştüm.
Kolunu, Fellucenin dışında gerçekleşen bombalı saldırıda kaybetmiş.
Felluceden beri bu kadar eğlenmemiştim.
Fellucenin yakınında bile değildim.
Fellucedeki çavuşumu arayıp da hikayenizi anlatayım mı, bakalım ne diyecek?
Diplomat ayrıca, Elkatmışın Fellucedekiler gibi asilerin son aylarda çok sayıda Türk kamyon şoförünü kaçırıp başlarını vurduğu gerçeğini gözardı ettiğini de söyledi.
Fellucede yanan bir zırhlı personel taşıyıcısından 2 denizciyi kurtarırken neredeyse ölüyormuş
Fellucede yazlıktan sonra, ve kafa-üstü dalgaların sonsuz temini, üstündeki rütbeleri biliyorsun. Neptün, mükemmel havası ile.
Fellucede yazlıktan sonra, ve kafa-üstü dalgaların sonsuz temini,
Muhafazakar Yeni Şafak gazetesi köşe yazarlarından Hüsnü Mahalli, bir yazısında ABDnin Fellucede kitle imha silahı kullandığını reddetmesini'' gülünç'' olarak nitelendirdi.