Examples of using Fellucede in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Fellucedeki askerler, bugün bir çok yönden kaotik şehrin içine girdi.
Artık Bağdatın batısındaki Felluce şehrini o yönetiyordu.
Felluce savaşı bitmek üzere.
Kolunu, Fellucenin dışında gerçekleşen bombalı saldırıda kaybetmiş.
Felluce bir ve iki, Helmand ile MARSOCta iki tur yaptı.
Felluceden beri bu kadar eğlenmemiştim.
Felluce gibi.
Fellucenin yakınında bile değildim.
Fellucedeki çavuşumu arayıp da hikayenizi anlatayım mı, bakalım ne diyecek?
Diplomat ayrıca, Elkatmışın Fellucedekiler gibi asilerin son aylarda çok sayıda Türk kamyon şoförünü kaçırıp başlarını vurduğu gerçeğini gözardı ettiğini de söyledi.
Yol kenarına döşenen mayınlar bugün altı Amerikalı askeri öldürdü. Felluce ve Bağdatta ayrı ayrı saldırılar oldu.
Artık'' Yeni Şafak'' olarak adlandırılan Amerikan ordusunun Fellucedeki ikinci günü.
Ortasından bu yana BHli PMİ teknisyenleri Fellucedeki Camp Taqaddum, Nasiriye yakınlarındaki Tallil Üssü
Genelde, ABDnin Iraktaki harekatına karşı olan İslamcı ve sol görüşlü gazete ve televizyon kanalları, Elkatmışın Felluce operasyon hakkındaki iddialarını kontrol etmeksizin
Fellucede ekibini kaybetti.
Fellucede Evian sevdiklerine eminim.
Fellucede birkaç numara öğrenmiştim.
Fellucede bir yer vardı.
Fellucede olanlar bir kazaydı.
Fellucede askerlerden birinde vardı.

