Examples of using Flintte in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İki yeni amir Flintte göreve başlayacak.
Bir sürü adam var. Flintte bu işi yapabilecek.
Birçok asker toplayıcıdan kişi. Onlar Flintte görevli.
Flintte yaşayanların çoğu artık Hyattta oda tutamayacak kadar fakirleşmiş olsa da otel açılışını halkla birlikte yaptı ve şehrin ilk yürüyen merdivenine binmesine izin verdi.
Pek çok kişi Flintte yapacak bir şey olmadığını söylüyor. Gülüyorum!
Flintte doğup büyüdüğümden bu halk hakkındaki bilgimle işleri sizden daha farklı görüyorum.
Charlton Heston Flintte de silah-yanlısı bir toplantı düzenledi.
Birkaç hafta önce oradaki suyun korkunç durumuna dikkat çekme amacıyla düzenlenen bir yardım gecesine katılmak için Michigan, Flintte olacaktım.
Gece haberlerinin kamyonunu çalan işsiz işçiyi yakalamış olsalar da Flintte ki suç oranı yükselmeye devam ediyordu.
Yılında Flintte doğduğumda dünyadaki en yüksek orta direk gelir seviyesi bizdeydi.
Saatine 15 dolar verince Flintte polis memurluğunun kimseye çekici geleceğini düşünmüyorum.
Memleketim Flintte, Buell İlkokulu… birinci sınıf öğrencisi 6 yaşında bir oğlan… evlerinden çıkarıldıkları için annesiyle sığındığı… dayısının evinde bir tabanca bulmuş.
Memleketim Flintte, Buell İlkokulu birinci sınıf öğrencisi 6 yaşında bir oğlan evlerinden çıkarıldıkları için annesiyle sığındığı dayısının evinde bir tabanca bulmuş.
Bir gün televizyon izlerken bombalanan bazı yerleri gösterdiler ve Flintte oraya benzer yerler olduğunu düşünmeye başladım.
Çünkü bunun için çok heyecanlandığını biliyordum. neresi olduğunu hiç düşünmedim Flintte polis memuru olacağını söylediğinde.
Orada Flintte birimiz bile yoktur biz dahil hiç kimse durup düşünen geçinmek için yaptığımız bu iş otomobilleri üretmek muhtemelen kutup buzullarının erimesinin ve bildiğimiz şekliyle uygarlığın sona ermesinin tek başına en büyük nedenidir.
Memleketim Flintte, Buell İlkokulu… birinci sınıf öğrencisi 6 yaşında bir oğlan… evlerinden çıkarıldıkları için annesiyle sığındığı… dayısının evinde bir tabanca bulmuş.
Flintte olmak büyük mutluluk.
Flintte olmak büyük mutluluk. Ee?
Tüm bunları geçen yaz Flintte denemiştik.