Examples of using Frene in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Pekala. Ayağınla frene falan mı basıyorsun?
Russ, ayağını frene basar gibi ittirir misin?
Ayağını frene koy.- Biliyorum.
Pekâlâ, ayağını frene koy. Biliyorum.
Hiç, sadece frene… Bir şey yanıyor!
Biraz frene dokun. Kolay olacak.
Frene geç basıyor.
Frene geç basıyor, Yeni bir tur rekoru!
Frene, hala tutkuyla titreyerek geçirdim.
Frene hafif bir dokunuş.
Şöyle diyor:'' Frene basıp motoru yeniden çalıştırın.
Frene basılması gereken anlar vardır.
Frene basamıyorsun, değil mi hayatım?
Sonra frene basıyor ve hendeğe doğru kayıyor.
Sadece düz gideceksin ve frene basacaksın, tamam mı?
İki kez frene bas. Araba, dur.
İki kez frene bas. Araba, dur.
Sürücü kontrolü kaybediyor ve frene bile basmıyor mu?
Bir dahakine frene sakince asıl!- Sqweeks!
Evet frene basıyorum şimdi.