Examples of using Fresh in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
NBCde başkan olduğu zamanlarda, Littlefield Seinfeld, The Fresh Prince of Bel-Air,
Aquarius Sınırlı sayıda Tropikal Aquarius Greyfurt Aquarius Limon Aquarius Portakal Aquarius Yaban mersini Aquarius Perform Aquarius Red Blast Aquarius Kırmızı şeftali Aquarius Green Splash Aquarius Fresh Şilide de'' Aquarius by Andina'' markası altında satılmaktadır.
Bilezik yok, ama Freshin tarif ettiği dövmesi var.
Bay Freshin bizimle bizzat görüşeceği izlenimine kapılmıştım.
Etkilemeye hazır mısın? DJ Freshi Fresh Protein shakei için bir sosyal medya planıyla.
DJ Freshin üstüne kustuğum için ihtar aldım. -Neden? -Ben.
Evliliğimin sonlandığını Baja Freshte öğrenmemden daha üzücü olanı da?
Ama şu anda, Tommy Freshi göstermek istiyorum.
Tatlım, neden lavaboya gidip Minty Freshlenmiyorsun?
FRESH, Uluslararası Sosyalist Gençlik Birliği üyesidir.
Freshle ne oldu? Bekle.
Eski Başbakan Ilir Meta da FRESH üyesiydi.
Çünkü artık FRESH var.
Altyapıda Doug E. Freshin 1985 çıkışlı'' La Di Da Di'' parçasından alınan sample kullanıldı.
Bundan daha üzücü olan tek şey, beni aldattığını öğrendiğimde bir Baja Freshteydim.
Majko, 1992 yılındaki kuruluşundan bu yana Arnavutlukun Avrupa Sosyalist Forumu( FRESH) üyesidir.
Aslında ilk kez değil. Flakey Freshteki çakallar fikri Butter Millsten çaldı. Ama pazarlama müdür yardımcısının,
Baja Fresh?
Harcanabilir adamlarız Fresh.
Fresh Princei izledik.