Examples of using Gare in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Başkanın uzun süredir konuşma yazarı geçen hafta Gare du Nordda.
Bana kalırsa, dizideki en güzel dakikalardan biri Blair Waldorfun, o turuncu Oscar de La Renta elbisesi içinde, Gare Saint-Lazarede koşması.
Leakhub Garen kardeşler tarafından yürütülüyor toplumdan kendini sıyırmış, radikal saydamlığa inanan anarşistler.
Adım Kiva Garen, Leakhubun kurucularındanım.
Inara ve Garen, sizler seçildiniz.
Garen, bizi gerçekten kızdırmak istiyor musun?
Bu garen muller mı? Anlaşmaydı.
Adam, garen, profesyonel olduğunu söylemiştin, değil mi?
Garen Muller. Onu hiç duymadım.
Garen gibi insanlar uzun süre gizli kalmazlar.
Çünkü kimse bilmiyor garen neye benziyor. Neden?
Kim? Garen babamın peşinden gidiyor?
Bu garen, değil mi?
Spence, Bay Garen Muller ile tanışmak isterim.
Garen Muller. Onu hiç duymadım.
Zedd bir Dinleyici bulur bulmaz Garen ikisini de öldürecek.
İntikam ikincil sebebiniz olacak Garen.
Beni istiyorsun? Garen!
Beni istiyorsun? Garen!
Çünkü eğer onların yerinde olsaydım, garen pes edeceğim hiçbir şey yok.