Examples of using Garsonu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Garsonu çağır. Bahse girerim barda içine bir şey koydun.
Garsonu oynayıp bana bir içki daha getirsene?
Otelin garsonu. Baktim ona çok benziyor, kiraladim.
Desert Roseun garsonu… çığlık çığlığa bağırırken arkasına bakıyordu.
Sarışınlarda ise… Garsonu tekrar çağırayım mı?
Garsonu çağırmamı ister misin, içecek söyleyebilirsin?
Garsonu göndereyim. Hayır, sadece siparişi ilet.
Kamera kayıtlarına göre garsonu öldüren katil sizi de öldürecekmiş.
Küvetteki adam garsonu öldürüp, Myshkine saldırdı.
Küvetteki adam garsonu öldürüp, Myshkine saldırdı.
Bu DVD senin garsonu vurduğun restoranda bulundu.
Garsonu bulana kadar iştahına hâkim ol.
Garsonu eve attın.
Nautilusun garsonu Bradin hikayesini onayladı.
Bir gece evine götürdüğü garsonu tanıyorum.
Sokağın köşesindeki restoranın garsonu onlar.
Tanrım, az önce garsonu kovdurdum.
Dakika boyunca onu barda bekledikten sonra garsonu eve götürdüm.
yarı zamanlı garsonu.
Şimdi, arkaya gidip garsonu çağırman lazım.