Examples of using Gergedan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Görünen o ki, gergedan onu yakalamadan önce kendisini kurtaracağıma güvenmemiş.
Bir kaç yıl sonra gergedan erkek fahişe olarak çalışıyordu.
Ah, gergedan, anladım. Sevimli.
Gergedan Boynuz Savunmasını hiçbir teknik alt edemez.
Şahin, gergedan, goril kabilelerin koruyucularıdır.
Gergedan hâlâ sizde mi?
Yabandomuzu ve gergedan hakkında bana inanmadı.
Acayip bir şekilde gergedan sesine benzettim. Ama daha genizden.
Gergedan dinliyor.
Gergedan ne alaka anlamadım ben.
Gergedan, Nazi çıktı.
Gergedan gittikten sonra bir program yapacakmış.
Bu odada gergedan olmadığını… niçin öylece kabul edemiyorsun?
Vietnamda gergedan boynuzunun kanseri tedavi ettiğine inanılıyor.
Bu gergedan organı.
Büyük gergedan organı.
Gergedan, fil, goril, aslan… Gergedanı saymış mıydım?
Gergedan sesi gibi!
Gergedan seni yakalayacak.
Gergedan derisi giymiş boğa gibi adam.
