Examples of using Gettonun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yüzlerce Alman asker Gettonun dışında toplanmış.
Yüzlerce Alman asker Gettonun dışında toplanmış.
Burası Drive-By FM, gettonun sesi.
Şehrin ve gettonun!
Küçük Anna herzaman Gettonun dışında yaşadı.
Görmüş olduğunuz içinde olduğumuz gettonun bir modeli. Dört aydır duvarlar hiç çökmedi.
Kalori gettonun sakinleri için. Günde 2613 kalori calories Almanlar için, 699 kalori Polonyalılar için.
Her yer o kadar sessizdi ki, gettonun diğer ucunda birinin öksürdüğü duyulabiliyordu.
Gettonun dışındaki görevli gardiyanlar Battelin kolay kolay pes etmeyeceğini anlamıştı.
Taa gettonun ortasında bile eğitim verdim… ve o getto çocuklarından hiçbiri… sizin kadar sızlanmıyordu.
Bu aynı zamanda Transfer Ofisi Sorumlusu Bischoffun gettonun yalnızca geçici bir plan olduğunu söylediği zamana denk geliyor.
Gettonun dışına, Varşovanın Aryan bölgesine toplu kaçış planları yapıyorlarmış.
Ayaklanmanın 2. gününde, Gettonun diğer ucunda, Fabrika Sektöründeki. Pek çok Yahudi Büyük bir sessizlik içinde çalıştı.
Gettonun dışında hayatta kalmak istiyorsan,
Ama gettonun dışında; böylece gerekli başka şeyler için-- yumurta falan,
Ama gettonun dışında; böylece gerekli başka şeyler için.
Bana odaklandıklarında Dingaan, Faraday kostümünü giyip bağlantı civarı yakınındaki gettonun ters tarafında olan elektrikli çite güç veren büyük direklerden birine çıkacak.
Gettonun Nazilerce kapatılması sahnesinde halk şarkısı'' Oyfn Pripetshik''('' Fırının üstünde'')( Yidiş:
Gettoyu bir rahibenin vajinasindan daha temiz tutuyor.
Ama gettodan ayrılırken söylediğin şeyi hatırlıyorum.