Examples of using Halletmenin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tamam, Skandalı halletmenin zamanı, Blake.
Bu işi çabucak halletmenin en iyisi olduğunu düşündük.
Bu ucubeyi halletmenin tek bir yolu var.
Bunu halletmenin tek yolu var. -Kedi ölüydü.
Ama ona inanmak istiyorsanız, bunu halletmenin bir tek yolu var.
Bunu onsuz halletmenin bir yolu yok mu?
Bettyi halletmenin en iyi yolu.
Bunu halletmenin tek yolu var. -Kedi ölüydü.
Bekle!- Jack, bunu halletmenin yolu bu değil.
Bu ucubeyi halletmenin tek bir yolu var. Bu da ne?
Kimlik olmadan bunu halletmenin bir yolu var mı?
Sanırım bu olayı kökten halletmenin tek bir yolu var.
Kafandaki soruları halletmenin bir yolu da bu olabilir. Bilmem, olabilir.
İşleri halletmenin başka yolları da var.
Onun halletmenin tek yolu, bir kurşun.
David yalan söylüyor ve onu halletmenin zamanı geldi.
Kedi ölüydü. -Bunu halletmenin tek yolu var.
Hızlı ve kolay bir şekilde bunu halletmenin iyi olacağını düşündüm.
Kedi ölüydü. -Bunu halletmenin tek yolu var.
Çalışmalarımı mahvetmeden önce bu sızıntıları halletmenin bir yolunu bulmalıyım.