Examples of using Handa in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sen handa bizi beklemeliydin şans eseri burdayız.
Bayan Sun onlarla handa karşılaşmış ve takip etmiş olmalı.
Meryeme, handa oda vermedikleri gece, İsa doğmuştu. İşe yaradı.
Handa birkaç mütevazi eşyamız var… Majesteleri.
Yarış günlerinde bu handa olmanın avantajları var.
Onu handa buldum.
Handa temizlikçi olarak çalışıyor.
Handa yaptığım yorumlar seni hazırlıksız yakaladı ve bunun için özür dilerim.
Handa bir oda tuttum. -Kaleden güvenli.
Gününde, son gecesini handa geçirmişti. Ama 14.
Handa beni nasıl buldun?
Onunla bir süre önce handa kavga etmiştim.
Ama 14. gününde, son gecesini handa geçirmişti.
Carolın bu gece handa olması gerekiyordu.
Onun ekipmanını almanı ve handa onunla buluşmanı söyledi.
Gidip atla arabaya bakayım, seninle handa buluşuruz.
Belki bu irtifa beni çarptı ama handa.
Belki bu irtifa beni çarptı ama handa.
Hikayeler anlatmak için şimdi handa olacak.
Benimle kapının en yakınındaki handa buluş.