Examples of using Hapla in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Büyüyor, dışarı çıkıyorlar serserinin teki elinde bir kutu hapla bekliyor ve her şey bitiyor.
Su alttan akar, hasta köprüden geçer, karºida hapla buluºur.
Öyleyse, evet, yönetenlerin vatandaşları hapla uyutmaları işlerine geliyor.
Bizleri besle ve bize güç ver bir avuç dolusu hapla ya da bir trenin önünde bedenimizi almadan önce.
Bu gurur duyduğum bir an değil. Hapla falan karıştırmış olmalı çünkü.
Bu gurur duyduğum bir an değil. Hapla falan karıştırmış olmalı çünkü.
Evsizdim, istismara uğramıştım, sokakta yaşıyordum, bilirsiniz. Hapla.
Death Nell, İskoç Dj Harry Huntu bu sabahki kendi programının reklam arası sırasında baştan çıkarıp hapla uyuttu.
bir eczaneye gider ve bu işi birkaç hapla hallederiz, olur biter.
Senin ve haplarının üstüne yağmur gibi yağarlar.
Ağrı kesici ve uyku haplarının yanında motel odasında nortriptyline bulduk.
Birkaç uyku hapını ezdim. İçeceğine koydum.
Uyku haplarının fazla faydası olmaz.
Doğum kontrol haplarının işe yarayacağını duymuş.
Haplarının düzenlemesini yap ve ölmeye hazırlan, kaltak!
Haplarının hepsini almış.
Burada fazladan hapın olduğunu biliyorum.
Şimdi de Omega-3 haplarının kötü olduğunu söylüyorlar.
Hapın var, değil mi?
Burada bazı haplarım var ve onları almanı istiyorum.