Examples of using Harbour in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Deniz savaşlarında zaferin anahtarı uçak gemileri olacaktı… ve Pearl Harbour üssünde konuşlu üç uçak gemisi… orada değildi.
Dün beni kaptanla Harbour Adasına gönderdiğinde kaptan fazla ileri giderse ona engel olmamı istemiştin.
Yetimhane kapatılmış, başka bir bakımevine gitmeleri gerekiyormuş. Bu da Plymouthda Harbour Heights adlı bir yermiş.
David Harbour, Jason Butler Harner
Quinault Yağmur Ormanı Olympic Ulusal Parkının ve Olympic Ulusal Ormanının bir kısmında olup Washington eyaletinin'' Gray Harbour Kontluğu'' ve'' Jefferson Kontluğu'' arazileri içinde bulunmaktadır.
David Harbour, Finn Wolfhard,
Harboura paramı alır mı diye sordun mu?
Harbouru ziyarete mi geldin?
Pearl Harbourdan beri, sürprizlerden nefret eder.
FDRın* Pearl Harbourdan sonra ne hissettiğini şimdi anlıyorum.
Pearl Harbouru bombaladığımı sanıyor.
Pearl Harbourdan hemen sonra askere yazılmış.
Pearl Harbourun erken önizlemesine girmiştik mesela?
Pearl Harboura yaptığınız gibi bana da sessizce yanaşmaya çalıştınız!
Pearl Harbouru Harry ile mi izledin?
Çocuklarla Grand Harbourda bir göl evi.
Washington: Beyaz Saray Japonların Pearl Harboura saldırdığını duyurdu.
Pearl Harbourdan sonra 1 milyon erkek savaşa gitmek için gönüllü oldu.
Kötü haberlerim var, Japonlar Pearl Harbouru bombaladı.
Harbour Masterdan.