Examples of using Hareme in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sen hareme gelmeyince, benim gelip Süleymanıma müjdeyi vermem farz oldu.
Emma Knightlyyi Hareme ben yerleştirdim, böylece işleyecekleri suç faaliyetlerinde beni bilgilendirdi.
Beni bilgilendirdi. böylece işleyecekleri suç faaliyetlerinde Emma Knightlyyi Hareme ben yerleştirdim.
Böylece işleyecekleri suç faaliyetlerinde Emma Knightlyyi Hareme ben yerleştirdim, beni bilgilendirdi.
Haremin olması için.
Monacodaki haremi hâlâ hatırlıyorsun.
O Haremdeki bakire köle kız.
Bu kadınlar birbirlerine haremmiş gibi bağlılar.
Hünkârımın haremdeki çirkinler gidecek.
Sen ki bu Haremin en kıdemli yöneticisisin.
Sümbül Ağa, haremde vaziyet nedir?
Hünkârın haremi burası.
Sen bu haremin ağası değil misin?
Bornanın haremi, majesteleri.
Kralın haremi var mı?
Halifenin haremi, biz imtiyazlıyız.
Halifenin haremi, olamaz!
Haremin hakimi, Osman Ferradji,- Beni Krala göstermedi.
Bu haremde, kederli Sultan görmek istemiyorum.
Her haremde hadım bir harem ağası vardır.