Examples of using Havlulara in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sonra körkütük sarhoş olurlar ve birbirlerinin suratlarına pasta yapıştırırlar ve'' Macarena'' yı yaparlar, ve biz de orada oluruz, onları havlulara ve tost makinelerine boğarız ve bedava içkilerini içeriz ve onlara kuş yemi atarız, her defasında-- şunu bilmemize rağmen, istatiksel olarak, on yıl içinde onların yarısı boşanacaklar.
Havuzdan döndüğümde, havlum hep gitmiş oluyor.
Havluları her hafta değiştiriyoruz.
İşte havlun ve suyun.
Havlunuz var mı?
Yolun ortasındaki havlunu as banyoya tamam mı?
Hey havlucu çocuk!
Havlucu çocuk.
Ve havlunu bir daha banyo zemininde bırakma, tamam mı?
Küçücük havluyla duştan çıkan kişi sensin, Jess.
Bir havlum var, onu hiç atmıyorum çünkü bende özel bir yeri var.
Havluya ya da vantilatöre ihtiyacın var mı Dorny?
O zaman havlunu çıkar ve büyük bir duş başlığının olduğunu söyle.
Havlun var mı baba?
Havlucu kızı kim davet etti?
Havlucu oğlan!
Senin havlun, Jimmy.
Eğer havlunuz varsa, millet. Sıkı tutun.
Şu havluları ver.
Bu havlunun buraya nasıl geldiğini bana anlatabilir misin?
