Examples of using Juba in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bana, Jubalın hayatını kurtardığını söylemiştin!
Biz Jubaya gitmiyoruz.
Fil hakkında hikâye yazmam Jubalı arkadan vurduğum anlamına gelmez.
Jubayı geri ver.
Jubalın bir halt bildiği
Ben Jubayı alacağım.
Havaalanı, Güney Sudanın başkenti Jubada yer almaktadır.
Her şeyi riske atıyorsun, Jubayı, Tuiyi ve Kelpoteini.
Jubana geldik demek ha?
Juban orada aşağıda.
Benim adım Jubadır.
Sen Jubasın.
Bay Ford, zaman ayırıp buraya geldiğiniz için gerçekten minnettarım eğer bu dünyada Jubalı biri oynayacak olsaydı, bu siz olurdunuz.
Pasaportlar resmen Jubada bir törenle 3 Ocak 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı Salva Kiir Mayardit tarafından başlatıldı.
Hindistan Cumhurbaşkanı Fakhruddin Ali Ahmed bölgeyi Aralık 1975te ziyaret etti ve Jubadaki Bölgesel Halklar Meclisine seslendi.
Juba? Hâlâ burada?
Saklan, Juba orada.
Juba! Dokunmak yok.
Sherwooda hoş geldin Juba.
Endişelenme Juba. -Hayır!