KANO in English translation

canoe
kano
sandal
kayak
kano
kayık
canoeing
kano
sandal
canoes
kano
sandal
kayaks
kano
kayık
outriggers
avara demiri
uskundralı

Examples of using Kano in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bu kadar yeter! Bu, Kano Sanat Okuluna hakaret!
That's enough! It's an insult to the Kano Art school!
Ben… Hiç kimseyi kano kiralamasına yollamadım.
I have… I have never sent anybody to the kayak rental.
Yürüyüş, kano sporu, uçuş, paraşütçülük ve jimnastikle ilgilenmektedir.
He enjoys hiking, canoeing, flying, parachuting and gymnastics.
Kano yapmak için ağaç kalmamıştı.
There were no trees to build canoes.
Aslında, hiç bir zaman kano kiralamayı düşünmedim.
In fact, I have never even thought about the kayak rental.
Gelemem. Kano savaşı var.
I can't- combat canoeing.
Atalarım kaz yumurtası avı için kano yapıyorlar.
The ancestors are making canoes for goose egg hunting.
Yürüyerek ya da kano ile.
On foot or by kayak.
Çalışanlarını paraşütle atlama, kano… ya da alp disiplini kayağa götürüyormuş.
Or skiing. So he's taking them sky-diving or canoeing.
Evet aynen, kano.
Yes, exactly. Canoes.
Işıldıyordu resmen. Şeffaf kano gibiydi.
It was glowing. It was like the see-through kayak.
Ben izciyken kano gezisinde kazayla Ryan Konunkini görmüştüm.
When I was in the boy scouts, I accidentally saw ryan coe's penis. On a canoeing trip.
İyi ki şeftali ve kano stoku yapmışım.
Well, it's a good thing I stocked up on peaches and canoes.
Işıldıyordu resmen. Şeffaf kano gibiydi.
It was like the see-through kayak.-It was glowing.
Selam. Çocuklara kano öğretiyor ve çok kati fikirleri var.
Hiya. and he has quite strong opinions. He teaches canoeing to kids.
Şefe mızrak, et ve kano vermesini söyle.
Tell chief give now spears, meat, canoes.
Dün Martinin kano dükkânındaymış.
She was at Martín's kayak store yesterday.
Selam. Çocuklara kano öğretiyor ve çok kati fikirleri var.
He teaches canoeing to kids and he has quite strong opinions. Hiya.
Varız Monty. İyi ki şeftali ve kano stoku yapmışım.
It's a good thing I stocked up on peaches and canoes. We're in, Monty.
Yürüyerek ya da kano ile.
By foot or by kayak.
Results: 464, Time: 0.0267

Top dictionary queries

Turkish - English