Examples of using Kantine in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kantine nasıl gidildiğini öğrenmek istiyorum.
Kantine girebilen bütün çalışanların ve velilerin isimleri gerekiyor.
Ayrıca kantine de erişimi vardı.
Falls kantine gidip bize şu berbat çaylardan getir.
On, kantine acılı Cheetos ve Taki getirilsin.
Tonette, kantine dikkat et.
Kantine gitmen lazım.
Çingenelerin ve Yahudilerin kantine girmesine izin vermiyorlar.
Kantine gideceksen ona göz kulak olabilirim.
Ben kantine bakayım, sen çocukları bul.
Seni kantine götüreyim.
Tom, beyefendiyi kantine götürür müsün? Tabiki de.
Hadi kantine gidip birkaç bira içelim.
Kantine gidelim. Bu ne?
Siz kantine bugün biraz dinlenelim mi efendim? Yok hayır.
Siz kantine bugün biraz dinlenelim mi efendim? Yok hayır?
Dergilerini almak için kantine gitmiştin hani?
Kantine öyle diyoruz burada.
Bizi kantine kadar götürür. Dün aşırdım.
Sizi doğruca kantine götürüyorum. Kendini bıraktı.