KASTEDEREK in English translation

was meant
kaba
acımasız
cimri
kötü olmak
ortalama
referring
anlamlara
diyor
yönlendirmek
olarak
diye hitap
adlandırdığımız
ifade
kast
sevk
havale
alluding

Examples of using Kastederek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
BMW yönetim kurulu başkanı, BMWnin merkezi( dizel araçların yasaklanmasının veya sınırlanmasının düşünüldüğü) Münih de dahil, Avrupa şehirlerini kastederek, firmanın'' sürüş sınırlamalarından daha fazla akıllı seçeneklerin olduğuna'' inandığını söyledi.
The BMW chairman said the company believed"there are more intelligent options than driving restrictions," referring to the European cities- including Munich, where BMW is based- that have considered banning or restricting diesel vehicles.
ABD, Rusya, Yunanistan, Türkiye, İngiltere ve AByi kastederek'' Herkesle konuşuyoruz,'' diyen Gambarri şöyle devam etti:'' Bizim boş bir havuza atlamak uğruna arabuluculuk çabaları sergilediğimizi görmek istemiyorum.
We have been talking with everybody," Gambarri said, mentioning the United States, Russia, Greece, Turkey, Britain and the EU."I don't want to see us[the UN] showing mediation efforts just so that we can dive into an empty pool.
Üst düzey bir Türk yetkili 7 Aralık Perşembe günü AFPye verdiği demeçte, Ankaranın AB ile arasındaki gümrük birliğini Kıbrıs da dahil olmak üzere bütün üyeleri kapsayacak şekilde genişletmeyi kabul ettiği 2005 yılındaki protokolü kastederek,'' Gümrük birliği çerçevesindeki sorumluluklarımızın bir parçası olarak, bir liman ve bir havaalanını açmaya hazırız.
We are ready to open one port and one airport as part of our customs union responsibilities," a senior Turkish official told the AFP on Thursday(December 7th), referring to a 2005 protocol under which Ankara agreed to extend its customs union with the EU to all members, including Cyprus.
Sırbistan Demokrat Partisi sözcüsü Petar Petkoviç SETimesa verdiği demeçte, 2012 seçimlerini kastederek,'' Seçimlerin yaklaşması, hükümetin Telekomu bedavaya satmak istemesinin ardındaki başlıca nedendir. Bu şekilde bütçe açıklarını kapatmak ve gelen parayı iktidar partilerinin seçim kampanyalarında kullanmak istemektedir.
The nearness of the election is the main reason why the government wants to sell Telekom for nothing. That way it seeks to fill up budget holes and use the money to launch the ruling parties' election campaign," Democratic Party of Serbia spokesman Petar Petkovic told SETimes, alluding to the 2012 general election.
Masasından bir kağıdı aldı ve Savunma Bakanlığı'' nı kastederek bu kağıdı az önce üst kattan aldığını,
He reached over on his desk and said and picked up a piece of paper he said I just got this down from upstairs meaning the Secretary of Defense office today and he said this is a
Basmakalıp şeyler kastettiğimi düşünmediniz, değil mi?
You didn't think I meant the conventional thing, did you?
Yine de neyi kastettiğimi biliyordun, değil mi?
Still, you knew who I meant, didn't you?
Bunu kastettiğimi düşünmedin, değil mi?
You didn't think I meant it, did you?
Bunu söylerken neyi kastettiğimi anlamış mıydın?
Did you understand what I meant when I said that?
O kartı yazarken neyi kastettiğimi bilmek ister misin?
Do you want to know what I meant when I wrote that card?
Kendimi kastediyorum.- Büyük silah benim.
I meant me. You have a big gun.
Uşağımı kastediyorsunuz, zavallı adam.
Oh, you mean, my servant, the poor fellow.
Çiçekleri kastediyorum! Ama hala kahvenizi almadınız mı?
I meant the flowers. And you haven't had your coffee yet?
Tam olarak ne kastettiğini söyle. Sadede gel Pasteur.
Well Come come, Pasteur, tell us precisely what you mean.
Roy McCulloughu mu kastediyorsunuz? Kendi Çatımıza derken?
And by A Roof Of Our Own, you mean Roy McCullough?
Ne kastettin bilmiyorum ama karım arkadaşlarıyla karaoke yapmaya çıktı mesela.
My wife's out with her mates at karaoke, if that's what you mean.
Hayır.- Hayır, kastettiğim sadece limonataydı.- Doğru.
No, no, I meant, like, just a lemonade.-Right. No.
Kimi kastettiğimi biliyorsun neden damarıma basıyorsun?
And you know who I meant, so why push my buttons?
Kastettiğim bu değildi. Mesajı aldım.
I get the message. That isn't exactly what I meant.
Ne kastettiğini bildiğimi Hmm. söylediğim için üzgünüm.
Hmm. I'm sorry to say I know what you mean.
Results: 40, Time: 0.0311

Top dictionary queries

Turkish - English