Examples of using Kavun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Echo. Kavun ister misin? Echo.
Ketçap. Şeftali. Yumurta. Kavun.
Umarım kavun seviyordur.
Ketçap. Şeftali. Kavun. Yumurta.
Kasları kavun gibi.
Demek ki insan camdan bir ev ödünç alınca etrafa kavun atmamalıymış.
Acıktıysan süzme peynirli birkaç kavun dilimleyiver.
Hoş tavırları ve kavun büyüklüğünde göğüsleri.
Bir sabah markette bir adamın kavun aldığını görmüş.
Echo.- Echo. Kavun ister misin?
Onları kullanmadım. Kavun resimlerini kullandım.
Kavun vardı.
Kavun Yolu.
Ayrıca bir çuval dolusu kavun da var.
Pekala, kavun sırf senin için.
Lütfen kavun getirme.
Kahvem ve kavun çayım var zaten.
Çünkü kavun kişileri benim tarafımdaydı.
Kavun dilimlerinin arasında yerde yatan Lara.
Kavun harika görünüyor.