KAZ in English translation

goose
kaz
ördek
kazı
bir kazın
yumurtlayan tavuk gibi
kaz
kazın
dig
kazmak
kaz
kazıp
kazı
kazıyı
araştır
araştırın
kazanlar
çukuru
a-laying
kaz
geese
kaz
ördek
kazı
bir kazın
yumurtlayan tavuk gibi
digging
kazmak
kaz
kazıp
kazı
kazıyı
araştır
araştırın
kazanlar
çukuru

Examples of using Kaz in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bakacak olurlarsa diye bir kürek al ve mezarlıkta bir mezar kaz.
Take a shovel. Dig a grave in the cemetery, in case they look.
İmzalaman gereken binlerce Noel kartı var. -Otur Kaz.
Sit down, Kaz. You have thousands of Christmas cards to sign.
beni kaz.
Call me Dig.
beni kaz.
Call me dig.
Yüzbaşı Murray için düzgün bir mezar kaz.- Efendim?
Dig a proper grave for Captain Murray.- Sir?
Yüzbaşı Murray için düzgün bir mezar kaz.- Efendim?
Yes, sir. Dig a proper grave for Captain Murray?
Kaz, seninle bir saniye özel olarak konuşabilir miyiz?
IKaz, may I speak to you a moment? Privately!
Burada kimse Kaz gibi havalı birini aramayı düşünmez.
No one will look for a classy guy like the Goose here.
Usul usul kaz pişirecektim ama onu normal şekilde de pişirebilirim.
I was gonna slow-cook a goose, but I guess I could normal cook her.
Bu Kaz olmalı- Tatlı, çiçek gibi, ateşli Kaz..
Lou This would be Kaz-- sweet, flowery, flaming Kaz.
Bu kaz ve iki yumurtanın sana erkek çocuk vereceğini mi düşünüyorsun?
You think the goose and the two eggs will give you the boy?
Vahşi kaz boyacıya demiş ki.
Wild duck says to a painter.
Kaz için uygun olan ördek için de uygundur.
What's good for the goose is good for the gander.
Daha derin kaz çocuk!
Get on deep in that ditch, boy!
Kaz gibi adama eğildim ama hoşuna gitmedi.
I went at him like a goose but he didn't like it.
Tanrım… kaz yumurtaları!
Oh… there are goose eggs!
Ama kaz pişiyor şu an. Ve bugün cuma.
But there is a goose cooking and today is Friday.
Resmen kaz gibi yürüyorsun.
You're walking exactly like the geese.
Adamlar kaz avlamadan önce yapacakları daha iş var.
There is more work to do before the men hunt the geese.
Hayır, ama kaz ayaklarıma iyi gelecekse beslenirdim.
No, but I would if it could cure my crow's feet.
Results: 1097, Time: 0.0386

Top dictionary queries

Turkish - English