Examples of using Keaton in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bu İzzy, bu da Keaton.
Gitmesine izin ver, adamım, o sadece bir çocuk. Ben Keaton.
Bizim Tashamız. Keaton onu kovduktan sonrada.
Hayır, o ve Weitz Barryyi sorguya çekmek için Keaton ile birlikte gitti.
Bunu bilmenize imkan yoktu, Bay Keaton… haberi olmadan… çünkü çeliği sevk eden kişi.
Bir de Jim Hampton, Michael Keaton, Swoosie Kurtz, ve Dick… Mary Tyler Moore ve Betty White gibi.
Herife ulaşan ilk Keaton olursa… daha fazla CIAin sırlarını açığa çıkaramasın diye… onu çok derin ve karanlık bir çukura gömecek.
Herife ulaşan ilk Keaton olursa… daha fazla CIAin sırlarını açığa çıkaramasın diye… onu çok derin
Yeni bir gelişme var. Keaton ülkeden çıkmasına yardım etti…
Burası. kullandığımız benzin istasyonunun tam köşesinde. Keaton ve benim mesaj bırakma yeri olarak.
Burası. kullandığımız benzin istasyonunun tam köşesinde. Keaton ve benim mesaj bırakma yeri olarak.
halta sonu boyunca State Sokağında yapıIan Buster Keaton Festivalinde.
Keaton yanındayken kendini o hindi poşetinden kurtardı
Ben Keaton. Gitmesine izin ver, adamım, o sadece bir çocuk.
Keaton benim. Kızı bırak gitsin dostum, ufak bir kız o sadece.
Keyser Soze olsun veya olmasın… Keaton hayatta ise yeniden gelmeyecektir.
o sadece bir çocuk. Ben Keaton.
Buster Keaton, Orson Welles;
Dogberry olarak Michael Keaton ve Hero olarak Kate Beckinsale Kuru Gürültü.
Hadi Keaton.