Examples of using Kovboyun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bekle biraz. Kovboyun silahına ne dersin?
Ben Kovboyun müfreze komutanıyım.
Ben Kovboyun tabur komutanıyım.
Ben Kovboyun müfreze komutanıyım.- Evet efendim.
Ben Kovboyun müfreze komutanıyım.- Evet efendim.
Kovboyun bahsettiği mekan burası.
Megafonlu kovboyun dediklerini dinlemeyin.
Atı kurtarıp, kovboyun üstünde tepindi.
Sonra yerli bir kaktüsü yakalayıp kovboyun mavi gözleri arasına sapladı.
Kıyafet yerine kese kağıdı giyen kovboyun hikayesini biliyor musunuz?
Tabak kadar büyüdü. O yaşlı kovboyun gözleri.
Bu, kovboyun karısı.
Nereye gidiyorsun?- Dağlara, kovboyun birini avlamaya?
Sana o kovboyun gizli mekana gelip Samin öcünü…
Sadece sıkı iki kovboyun… bir gecede kaç tane kokteyl içebildiğini merak ettim.
Sana o kovboyun gizli mekana gelip Samin öcünü… kim almak isteyebilir diye sorduğunu… ve oradaki birinin de Küçük Samin adını verdiğini söylesem ne dersin?
Kovboyun ödül kazanabilmesi için yarım tonluk o öfkenin üstünde… sekiz saniye kalması gerek.
Haftada 30 milyon dolar geçtiğinden bahsediyoruz. Bir dizi Sinaloalı kovboyun elinden.
Boğanın ve kovboyun performansına bağlı olmak özere… jüri üyelerimiz 25 puana kadar puan verecek.
Haftada 30 milyon dolar geçtiğinden bahsediyoruz. Bir dizi Sinaloalı kovboyun elinden.