Examples of using Krater in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Krater onların evi değildi, sadece uzun yolculuklarında bir duraktı.
Sana krater suratlı dedi diye kızcağızı paraladığın yetmedi mi?
Bu aşınma süreci, krater özelliklerini yumuşatır ve yuvarlaklaştırır.
Tanrım. Taramalarım krater üzerindeki havada bulunan bileşiklerde biyolojik varlığa işaret ediyor.
Krater şu.
Volkan, zirvesinde krater veya delik olan Volkanım.
Zirvesinde krater veya delik olan Volkanım.
İç kisminda baengnokdam gölü gi̇bi̇ bi̇r krater gölü bulunuyor. -öyle mi?
Kaptan, krater içinde kimseyi bulamaz.
Peki bu hikâyede krater nasıl oluşmuş?
Krater kilometrelerce derinlikte.
Krater ne görünüyor ama.
Krater tabanına ulaştı.
Krater tabanına ulaştı. Sonunda, sekiz saatlik bir inişten sonra.
Tekil krater.
Aydaki krater.
Çünkü çok çok fazla krater vardır.
İki genç stratigrafik birim, Ayda krater büyüklüğündeki noktalarda bulunabilir.
Sanki yere yumruk atarak krater açabilirmişim gibi.
Üç açık krater.