Examples of using Kusuru in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
birkaç minik kusuru var.
Evet, düşecek. En büyük kusuru, öfkesi.
Tamam. Cam patladığına göre kusuru var demektir.
Biz, um… biz birkaç Sagitari kusuru geçirdik.
Ya bir doğum kusuru falan.
Bilirsin, üzerinden geçeceğim karakterimin tadil edilecek beş kusuru.
Ya bir doğum kusuru falan.
Kusuru yok. Bozukluğu yok.
Kusuru yok. Bozukluğu yok.
Pederin karakterindeki kusuru biliyor muydunuz?
Yanmış tost gibi kusuru vardır ve siz kokusunu alırsınız.
Onun tek kusuru sigara içmesiydi.
Kusuru çok az kan kaybıyla tamir ettik.
Evet ve bu kusuru hemen düzeltmek ister.
Joyun birçok kusuru vardı, ama öğretmenlik konusunda doğuştan yetenekliydi.
Kusuru olduğunu söyledi.
Ne kusuru?
Michelangelonun kusuru, fazla inançlı olmak.
Size göre kusuru yok gibiydi.
Erkeğin kusuru buydu.