Examples of using Markinin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Markinin ölümünün ardından… o ana dek kaldığı köydeki evinden ayrılıp… iki çocuğuyla birlikte… kumandanın,
Markinin ölümünün ardından… o ana dek kaldığı köydeki evinden ayrılıp… iki çocuğuyla birlikte… kumandanın, yani babasının evine döndü.
Markinin her gün gelip kızla annesi hakkında bir haber olup olmadığını sorduğunu söylesem?
İmparator, Markiye çok değer verir. Ben de Markinin benden hoşlanmasını sağladım.
Markinin ölümünün ardından… o ana dek kaldığı köydeki evinden ayrılıp… iki çocuğuyla birlikte… kumandanın, yani babasının evine döndü.
İki yıl önce döndüğünde tek kelime etmeyeceğini, koltuğuna oturup markinin önce bir gün, sonra iki gün benden ayrılacağını,
Vaudreuil Markisinin Bigot üstünde yetkisi olduğunu nasıl unuturum.
İyi geceler, sevgili Markim. Sakın yazmayı unutma.
Markiden bahsetmişken.
Markiyi bulur, yukarıya hep birlikte gidebiliriz, o zaman.
Ning Markisinin evinde kalsam bile kendimi koruyabilirim.
Benim sevgili Markim, adına tek kuruş sahibi değilsin.
Majesteleri Markiye soruyor: Yüksek mi, değil mi?
Bunu Markiye götür.
Bana Markiyle evleneceğine dair söz ver.
Asla Markiden ve kızından bahsetme.
Evremonde markisinin mezarından uçup giden rüzgâr gibi mesela.
Montezelos Markisinin benim öğretmenim olduğunu bildiğinizi mi söylemek istiyorsunuz?
Majesteleri Markiye soruyor: Yüksek mi, değil mi? General Fan?
Markiye söz vermiştim.