MUHALEFET in English translation

opposition
muhalefet
muhalif
karşıt
karşı tarafı
dissent
muhalefet
muhalifleri
ayrılıklar
itirazına
karşıt düşünceyi
ihtilafı
opposing
karşı
düşman
karşı gelenlere
karşı çıkmaya
muhalefet
muhalif
oppose
karşı
düşman
karşı gelenlere
karşı çıkmaya
muhalefet
muhalif
opposed
karşı
düşman
karşı gelenlere
karşı çıkmaya
muhalefet
muhalif

Examples of using Muhalefet in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bizi muhalefet yapan şey nedir hiç konuşmadığımızı düşünüyorum.
We haven't talked about what defines us as an opposition.
Muhalefet partileri hükümete karşı ciddi bir mücadele ortaya koyabiliyorlar mı?
Are opposition parties capable of mounting a serious challenge against the government?
Muhalefet olarak biz de halkımıza hizmet edeceğiz.
We will serve our people as the opposition, too.
Muhalefet meşru bir hükûmeti istikrarsızlaştırmaz.
An opposition does not destabilize a legitimate government.
Nükleer projemize muhalefet üzerine kuruyor. Politik mualifim Harbin seçim kampanyasının temelini.
Is basing his electoral campaign on opposition to our nuclear project. My political opponent Harbin.
Kendine muhalefet lideri mi diyorsun?
Call yourself an opposition leader?
Bu muhalefet araştırması.
This is opposition research.
Dışarıdaki herkes muhalefet tarafından vuruluyor.
Everybody outside of the base is getting whacked by the opposition.
Sadece muhalefet partisi lideri değilim.
I'm not just an opposition party leader.
Görünüşe göre muhalefet lideri Laugesen olabilir.
It looks like it could be the Opposition leader, Laugesen.
Politik mualifim Harbin seçim kampanyasının temelini nükleer projemize muhalefet üzerine kuruyor.
My political opponent Harbin is basing his electoral campaign on opposition to our nuclear project.
Bugün, Burma sokaklarında inanılmaz muhalefet görüntüleri görmekteyiz.
We have seen amazing scenes of defiance on the streets today.
Onlar sürgünde muhalefet.
They're the opposition in exile.
Parlamentoya bağımsız olarak seçilen isim, 2005 Kasımında muhalefet partisine katıldı.
She was elected to parliament as an independent but joined an opposition party in November 2005.
Belli ki senin muhalefet araştırması yüzünden.
This is about your oppo research, clearly.
Emevî karşıtı Şii ve Haricî muhalefet, Emevîlerin sonunu getirdi.
Majors Repetitio und endliche Erklärung belangend den Streit.
Hayır, Bay Ferrigno, muhalefet yapmaya gelmedim.
No, no, Mr. Ferrigno, I don't wanna object.
Sanırım sürekli muhalefet ederek.
I suppose by continually antagonizing him.
Neredeyse bir yıl muhalefet görünmedi.
Almost a year and nary a peep of opposition.
Bunlar anlamsız muhalefet eylemleri.
These are senseless acts of defiance.
Results: 1766, Time: 0.0282

Top dictionary queries

Turkish - English