Examples of using Muz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Muz kabuğu.
Bu muz ekmeği.
Muz üzerinde denemiş olmalıydın.
Muz yapraklarından bir barınağım vardı.
Şu kafalarında muz, portakal, ananas küfesi olan karılar gibi.
Muz dedi ki Joeun adamiymis.
Sırf vardiya kaçırmayalım diye muz standında çalışıyorum.- Ama.
Muz istemiyorum ben!
Muz isteriz!
Muz standında, babanın 250 cc spermi vardı!
Ben muz sevmiyorum.
Bu muz çürük.
Muz ve kremayla kaplı portakallı ve tarçınlı kreplerinden olsa.
Aynı şu muz taşıyan, kipa torbalı maymun polis memuru gibi.
Muz ile falan mı ödeyeceğini sandın?
En Sürtük Muz'' unu kazandın.
Muz köşesi ne?
Ben de muz köpüğüne koyarım.
Ama muz bu.
Anne, muz smoothie istemiştim ve sen bataklık canavarı yaratıyorsun.