Examples of using Nar in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Burgu, pancetta, biftek, nar truffle, kurumuş domates.
İkimiz de organik nar alıyorduk.
Onlar bira ve nar suyuyla kandırılmıştı.
Yüzünü ve parmaklarını kıpkırmızı yapardı. Ve nar.
Bahse varım onu beş domuza, biraz da nar şarabına satmazdın.
Bütün yüzü ve parmakları kıpkırmızı olurdu. Ve nar.
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
Nar, bardak eriği.
Şahin senin bulunduğun poziyonu gösteriyor. Nar da onunkini!
Nar yiyerek beklerlermiş.
Peçenin ardındaki yanakların Nar parçası sanki.
hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
Ve nar.
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.