Examples of using Nohut in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hayatımda anneninki kadar lezzetli nohut yemeği yemedim.
Sorun ne, Nohut?
Hayır, nohut olmasın.
Tatlı. Nohut.
Hayır, siz… Ruhumun bir nohut olduğunu mu söylüyorsunuz?
İşte geliyoruz Nohut.
Nohut savaşı en sevdiğimiz şeydi.
Nohut çorbası pişirdim.
Nohut tanelerinde bir patlayıcı yaptım.
Üstüne nohut ezmesi koy.
Sen de nohut getirip katılır mısın?
Nohut harika olmuş.
Biz MREde bir yıldan beri nohut yiyeyerek yaşıyoruz.
Yerine… 5 ton nohut var.
Yerine… 5 ton nohut var.
Bu gece Janetle çıkıyorsun bence, nohut beyinli.
Bu gece Janetle çıkıyorsun bence, nohut beyinli.
Gerçek şu ki, kadınlar bir psikopatın şapkasının altındaki nohut gibidirler.
Sana kıyafet, gargara ve nohut yemeği getirdim.
Fasulye, nohut, patlıcan, baba ghanoush,