Examples of using Plaket in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Plaket alıyorsun diye seni kıskanıyor sadece.
O plaket kalsa da, ben hayatımı geri alsam, nasıl olur?
Plaket nerede? Tiger!
Unutma, plaket Lousha çetesini temsil eder.
Tiger! Plaket nerede?
Bu arada plaket nerede?
Bu plaket düştüğü yeri gösteriyor.
Glifler plaket açmamak için açıkça uyardı.
Unutma, plaket Lousha çetesini temsil eder.
Plaket bunun içerisinde tutulacak.
Gün doğumunda plaket kimde olursa kazanan o olacak.
Plaket tekrar yerine gidiyor!
Plaket onda mı?
Ne? Plaket hiç'' Faili Meçhul olaylar 1972 yılı'' kutusunda değildi.
Plaket bizde.
Yarın aksamdan itibaren bir hafta sonra bir ziyafette plaket vereceklermiş.
Onun da bir arkadaşı plaket alacakmış.
Bu masa için plaket almalısın.
Sen koçsun, plaket alacaksın tabi.
Bu işi yapmamın tek sebebi bu plaket zaten.