Examples of using Pres in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Doktor, Pres hala burada mı?
Bayan Rita, eski buharlı pres ile ne yapacaksınız?
Bıçaklar, çatallar, pres, barbekü.
Zette bizi Bay Pres ve sizinle hep beraber… ne zaman şarkı söyleyeceğimizi öğrenmeye gönderdi.
Sonunda, bir kalıbın kullanılması, ardından Pres ve Blow olarak adlandırılan yarı otomatik bir makinenin icadı getirildi.
Zette bizi Bay Pres ve sizinle hep beraber… ne zaman şarkı söyleyeceğimizi öğrenmeye gönderdi.
Öyle olabilirdi ama sonra da rastgele noktalı pres makinesi ile üzerinden geçtim.
başkan pres… hey.
başkan pres.
O zamandan beri aynı stilde, topa sahip olarak… üçgenler kurarak, topu kaybettiğimiz anda pres yaparak… tekrar topa sahip olabilmek için birbirimize yakın oynuyoruz.
başkan pres.
O zamandan beri aynı stilde, topa sahip olarak… üçgenler kurarak, topu kaybettiğimiz anda pres yaparak… tekrar topa sahip olabilmek için birbirimize yakın oynuyoruz.
Buraya bakın Bayan Julie, Pres Dillardla birlikte uzunca bir süre dışardaydınız.
Bence bizim antrenörümüz olarak iki büyük yenilik getirdi… birincisi topu kaybettikten sonra pres, diğeri ise oyunu geriden kurmak.
Bence bizim antrenörümüz olarak iki büyük yenilik getirdi… birincisi topu kaybettikten sonra pres, diğeri ise oyunu geriden kurmak.
Bence bizim antrenörümüz olarak iki büyük yenilik getirdi… birincisi topu kaybettikten sonra pres, diğeri ise oyunu geriden kurmak.
Josette du Pres karakterlerini oynaması için seçildi filmde Johnny Depp, Michelle Pfeiffer,
Kutlarım, Pres.
Hayır, Pres.
Pres, korkuyorsun.