Examples of using Purple in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Purplenin dağıldığı zamanlar… seni tutmakta kararlı olmalıydım.
Purpledeki günlerinde bizim programın düzenli konuğuydu.
Purplenin dağıldığı zamanlar seni tutmakta kararlı olmalıydım.
Purpleden Ji In Yeongu bilmiyor musun?
Purplede olduğum günlerde üstlerimle görüşmek sahneye çıkmaktan daha zordu.
Şimdi de sırada Purpleden'' Youre My Angel!
Purpleden Ji In Yeongu bilmiyor musun?
Hani birisi çıkıp Purpleye Pink deseydi kesin delirirdim bak.
çocukken okuduğu öykü sayesinde kriptografiyle ilgilenmeye başladı ve bu ilgisini II. Dünya Savaşı sırasında Japonyanın PURPLE şifresini çözmekte kullandı.
Purple Sokağı.
Purple Sage Apartmanları.
Deep Purple sanırım.
Purple. Bir düşün.
Purple Raine bayılır.
İyi görünüyorsun Purple.
Purple Knee-High? -Hayır.
Hangi Purple Dave?
Purple Rain. Bilirsin.
Onu öldüreceğim. Purple.
Purple Knee-High? -Hayır?