Examples of using Saadet in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Böylesine kutsanmış olmak büyük saadet.
Kurtuluş son durak, Saadet Apartmanı.
İki haftalık saadet.
Bence senin iraden güçlü değil Saadet.
Eğer Anna insanlara saadet verebiliyorsa.
Ne istiyorsun? Benim adım Kiria, Saadet Diyarından geliyorum?
Öldürmek istiyorum. Herhangi bir yol, ne saadet.
Öldürmek istiyorum. Herhangi bir yol, ne saadet.
O artık Saadet Tarlalarında.
Aşk bazılarını saadet getirir, bazılarını ise.
Saadet dolu bir ömür sürmeniz temennisiyle seçtim bu ismi.
Sonsuza dek Saadet Tarlalarında yaşamayacak mı?
Saadet Tarlaları mı?
Sizin yanınızda, yamacınızda kulunuz olmak, benim için saadet kaynağı Hünkârım.
İlk gördüğüm andan beri sana saadet diledim.
Belki bu Dr. Richelieu bizim evliliğimize de saadet getirir.
Seninle ben ne kadar güzel görünüyormuşuz Saadet.
Bu Noel sizler için dileyeceğim saadet birlikte yöneteceğimiz bu ayinde sizler için yalvarıp yakaracağım saadet yeni ve çok derin bir haz olacak.
Anna, saadet denilen bir tür iletişim kullanarak, yakın olsun uzak olsun,
Bu Noel sizler için dileyeceğim saadet… birlikte yöneteceğimiz bu ayinde sizler için yalvarıp… yakaracağım saadet… yeni ve çok derin bir haz olacak.